Sürgün Hatıraları

831

Sürgün Hatıraları

25 Ekim 2011 Salı : 23:45

1937yilinda ben daha 12 yaşıdayken Stalin rejimi nedeniyle halkin onderi durumundaki hoca ve ogretmenleri hapislere gonderiyor, yada Sibirya’ya surgun ediyorlardi.

Ahmet Bayraktarov

1937yilinda ben daha 12 yaşıdayken Stalin rejimi nedeniyle halkin onderi durumundaki hoca ve ogretmenleri hapislere gonderiyor, yada Sibirya’ya surgun ediyorlardi.Benim babamı da molla oldugundan dolayi tutuklamis ve ben uc kiz kardesim ve annemle beraber kalmistik. Bu yasimda ailemizi gecindirmek icin calismaya basladim. Sovyetler gelinceye kadar babam mollalik (imamlik) yapılyordu. Sovyetler gelince bu isi yasakladilar. Issiz kalan babam kisin ormandan agac kesiyor vasita kit oldugu icin de yazin bunlan akan nehire yuvarlayarak hukumete teslim ediyordu. Din egitimi ayni koyde imamlik yapan Hoca Sehri Efendi’den almisti. Aynca “Zazola” koyunden Besef Efendi, “borcom” dan iskender Efendi, “Muhe”den de Sehri Efendi 25 sene Turkiye’de kalmis ve egitimlerini burada gormuslerdi. Memiekete donunce de dini egitim vermislerdi. babam da onların ogrencilerindendi. 1932’den 1934’e kadar ciftcilikle ugrasiyorduk. Babam hapse girince de durumumuz kotulesti. Once hapse atllan babam, sonra Sibir’ya ya surgun edildi. Sonra da hie bir haber alinamadi.

Mezannin dahi nerede oldugunu bilmiyorum. 1937’den itibaren okullanmizda Azerice, Gurcuce, Rusca egitim yapilmaya baslandi. OgretmenlerimizAzeri, Gurcu ve kendi Ahiskali ogretmenlerimizdi. 1914’de savas baslayinca sadece bizim koyumuzden 176 kisiyi savasa goturduler.13 EyIuI’de beni de askere aldilar. Once Gurcustan’in Ba1945 yili Arahginda serbest kalinca,kahraman edasiyla vatana donerken, degil koyumuzde, tum Ahiska’da hie bir yakinimi bulamadim.kuryan bolgesinde askeri egi-
tim gorduk. Sonra Gori sehrine gonderilerek buradan da cepheye transfer ettiler. 4 bucuk yil cephede bulundum. Savas esnasinda 5 kere yaralandim. Gazi olunca da devrin hukumeti bana madalya ve odullerverdi. 1945 yili Arahginda serbest kalinca, kahraman edasiyla vatana donerken, degil koyumuzde, turn Ahiska’da hiçbir yakinimi bulamadim. Köyumuze geldigimde bizim eve dogru gittim. Evden Gurcu bir kadin cikarak bahcede bagli kopege yaklasmamami soyledi. Fakat bu kopek ben askere gitmeden bizim evin ve bahcenin bekciligini yapiyordu. Ona yaklastigimda kuyrugunu sallayarak ayaklanmi yaliyor ve gozlerinden yaslar damliyordu. Cantamdan biraz ekmek cıkarıp verdim. Ancak kopek gozlerimin icine bakiyor ve ekmek parcasmi geriye dogru itiyordu. Evsahibi sasirmisti, cunku yanina kimseyi yaklastirmayan kopek bana dokunmuyor ve inleyerek goz yasi dokuyordu. Bunu goren Gurcu kadin da dayanamayarak aglamaya basladi. Beni iceri, kendi evime
davet etti. Fakat benim icin yaniyordu. Kim icin ve ne icin savastigimi aniamaya calisiyor,
icimde bir cokuntu yasiyordum. Eve girmek icin adimlanmi atamiyordum, sanki feic olmus, oraya civilenmis’tim. Yuzumu kopege donerek gözumden akan yaslar’a “Budunyada senden sadik hie kim-
seye rastlamadim” diyerek köyumden ayrıldim. Ben ve benim gibi savastan donup anesini arayan 42 kisiyle beraber Tiflis sehrinegeldik. Burada bize “Halkımızı Orta Asya ya s u rgun ettiklerini” soylediler. Aynca burada öğrendik ki, yalnizca bizim halkimiz degil, Tatar, Çeçen ve Karacay topluluklanni da surgun etmis, bosalan yerlere ise Gurcu, Rus ve Ermeniler yerlestirilmisti. Bunlan duyunca kendi kendime su soruyu soruyordum “Madem bu topraklarda yasayan in-
sanlar tehlike olusturuyorlardi, neden yerlerine kendi insanlanni yerlestirmissin?”

AILE DAGILDI

Daha sonra haftalar suren Orta Asya yolculugu basladi. Ailemi Taskent’e bagli Pisken rayonu Gulustan kolhozunda bulabildim. Iki kiz kardesim Ozbekistan’da vefat etmislerdi. Hayatta sadece annem ve bir de kizkardesim kalmisti. Burada halkin yokluk ve sefalet icinde yasadigmi gordum. Aynca surgun edilmeden once hakkimizda yam yam soylentileri dolasmis, yerlestirilen bolgeyi de “olaganustu hal bolgesi” ilan etmislerdi. Her 10 gunde bir kontrol ediyor, herkesin yerinde oiup olmadigim gozluyorlardi. Disanya kimseyi birakmiyor, yalnizca belli kisiler ozel izimie cikabiliyorlardi. Devlet bu siyasetini surgun edilen halka kimsenin dokunmamasi icin kararlastirmisti. Ozbekistan’da  bulundugumuz surede geceleri calisiyor gunduz ise okula gidiyordum. Okulu bitirince de postanede calismaya basladim. Ozamana kadar hakkimizda ne soylense de kisa surede Ozbeklerle yakinlasmis, bize ellerinden geldigince yardimci ve destek olmaya cahsiyorlardi.1952’den itibaren halkimiz kendini toparlamaya baslamis, Ozbeklerle beraber pamuk yetistiriyor, ipek bocegi besleyerek gunden gune ayaga kalkiyorlardi. Bu durum 1956’da olagan ustu durumun kaldinlmasina kadar surdu. 1956’da surgun olunan halklar icin vatanlanni haric Sovyetlerin istedikleri bolgesinde yasabiime hakki veriliyordu. Bu karardan hie kimse memnun kalmamisti. Cunku
herkes vatanina donmek istiyordu. Eskilerimiz bu durumu soyle dile getirmislerdir.

Dilen gez, Torba takip, dilen gez,
Gurbette beylik etme, vataninda dilen gez

Bu karardan sonra Vatana daha yakin oldugu iein halkin bir kismi Azerbaycan’a yerlestiler. Bir kismi Sovyetlerin cesitii bolgelerine dagildilar. Su anki durumumuz da icier acisi. Cunku halk dagilmis akrabalanni ziyaret icin eski Sovyetlerin bir ucundan diger ucuna olmadik eziyetlerle karsi karsiya kalarak gitmektedirler. Bazen de hie goruyme imkani bulamiyorlar.

KITAPLAR YAKILDI

1978’de surgunden yillar sonra ilk defa vatanimi görmek icin gittigimde evimizde bir Ermeni oturuyordu. Ermeni, beni guleryuzle karsilayarak iceri davet etti ve babam dan kalma eski bir mushafi (Kur’an-i Kerim) bana verdi. Babamdan sadece bu mushaf kalmisti. Geri kalan butun kitaplanni yakmislardi. Bu kitabi hala yanimda tasiyor ve firsat buldukca acip okuyor, topragimizin ve babamin kokusunu aliyorum. Bir gun dualanmiz kabul olur da insallah vatanimiza doneriz. Bu dertli durumu asik soyle dile getirir:

Deme gel, sohbete gel-deme gel
Dert cekenede gelsin, cekmeyene deme gel.
(Dert cekmeyen, insanin derdinden aniamaz)
Merdivane, ayak koy merdivana
Derdi cekenler bilir, ne bilir her divane.
Asik Emrah der ki;

Bir yigit gurbete dusse, gor basina neler gelir
Silasi akiina gelse, gozleri yas dolur gelir.
Yaman oldu muskul isler, yanar yurekte atesler.
Silasin terk eden kuslar, yuvam deyu doner gelir.
Emrahim der; Sevgi boylum, Huri Meiek midir soyun!
Suruden aynlan koyun, kuzum deyu doner gelir.
Der asik; Gul usudu-seh dusdu, gul usudu,
Ben agladim sen guldun, bu nice gulus idi.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER